Yönetmenler: Byron Howard, Chris Williams
Senaryo: Dan Fogelman, Chris Williams
Seslendirenler: John Travolta (Bolt), Miley Cyrus (Penny), Susie Essman (Mittens), Mark Walton (Rhino)
Bu film çoğu sinema eleştirmenin ağız birliği yapmışçasına belirttikleri gibi hem küçükler, hem büyükler için olan tarzda bir animasyon filmi değil. Tamam Wall-E öyleydi, Nemo öyleydi ama Bolt o tür bir film değil. Bu film çocuklar için ve özellikle bazı sahnelerinde anca çocukların gülüp eğlenebileceği tarzda basit, klişe espriler var.
Özellikle filmin en başındaki sahnelerden bahsetmek istiyorum. O kadar cafcaflı aksiyon sahnesini nasıl o kadar sıkıcı yapabilmişler anlayabilmiş değilim. Karakterler sanki gerizekalıymış gibi davranıyorlar dizi film çekim sahnelerinde… Kız babasını gördüğünde o adamın babası olduğunu sanki biz anlamamışız gibi bağırarak belirtiyor ve ardından da bize köpeğini tanıtıyor. Yaptığı hareketleri tek tek anlatıyor.
Film ilk yarım saatte bu sıkıcı havadan kurtulamıyor ve gerçekten izlediğim en sıkıcı animasyonlardan biri olma yolunda hızla ilerliyor ama durun bir dakika herşey o kadar basit değil. İşte karşınızda müthiş süper kedi Mittens! Dünyanın en patavatsız, en vurdumduymaz sokak kedisi. Bir Pixar animasyonundan fırlamış ve bu filmin ortasına bir nükleer füze gibi çakılıp kalmış tarzda yazılmış akıllıca replikleri ve Bolt’u çılgına çeviren davranışlarıyla Mittens bu filmi izleyenler üzerinde sürekli etki bırakacak yapıda bir karakter ve evet ne yazık ki filmin başrol oyncusu Bolt’tan çok daha iyi kanlı canlı vücuda girmiş bir karakter. Ama ne yazık ki aynı şeyleri Rhino için söyleyemeyeceğim. Rhino gerçekten görünüşünden (plastik bir topun içinde yuvarlanan bir hamster hayal edin) beklenmeyecek kadar sıkıcı bir karakter. Ben o karakterden daha fazla tembellikle ilgili, sporla ilgili espriler beklerdim.
Filmde özellikle dikkat çeken hayvanların çok özel iskelet yapısına sahip olmaları. Bu sayede çok gerçekçi bir şekilde hareket edebiliyorlar. Bir kedi kediler nasıl sallana sallana parmak uçlarında yürüyorsa aynı onlar gibi yürüyor, bir köpek ise omuzları dik bir şekilde cesurca hareket ediyor. Aynı şeyleri insanlar için söyleyemeyiz ne yazık ki, insanlar gerçekçi bir şekilde hareket etmiyorlar, tabiri caizse baston yutmuş gibi oradan oraya boş boş dolanıyorlar, anlayacağınız figürandan öteye geçemiyorlar. Aslnda hayvanların başrolde olduğu bir filmde bu gayet normal ama insan hareketine alşmış bir göze garip geliyor.
Filmde çevre düzenlemesi ise bir harika. Modellemeden tutunda aydınlatmaya, oradan kaplamalara kadar herşey dört dörtlük. Arabalar kaza yaptıklarında gerçekleşen deformasyonlar, gölgeler, yangın sahnesi, gökyüzü ve bulutların hareket ediş biçimleri, bitki ve organik modellemeler gerçekten etkileyici. Disney’de ki animasyon sanatçıları arkaplanlarla gerçekten bir ressam edasıyla ilgilenmişler ve ortaya harikulade bir eser çıkmış.
İlk başta da belirttiğim gibi bazı çocuksu espriler bana bazı yerlerde gına getirtti. Mikrofonları köpeğe göstermeden nasıl bir film çekebilirsiniz, otobüsün üstündeki resimlerden konuştuğun karakteri tanıyamama esprisinin modası hala geçmedi mi? Bunları gerçekten merak ediyorum. Bu filmleri çocuklar için yapıyorsanız lütfen afişte falan belirtinde vaktimizi boşuna harcamayalım.
Sözün özü çocuklarınızı alıp bu filme rahatlıkla götürebilirsiniz. Yüzde yüz eğleneceklerine garanti verebilirim ama sizin aynı şekilde eğleneceğinizi pek düşünmüyorum. Çocuklarınızı mutlu bir şekilde gülümserken görmek sizi dünyadaki bütün filmlerden daha fazla mutlu edecektir orası kesin. O yüzden bana size iyi seyirler dilemekten başka çare kalmıyor
Çocuklar herzaman haklıdır ve herzaman istediklerini elde ederler. Ne de olsa sinema endüstrisi onlar için var.







